26 Haziran günü, Critical Mass İstanbul 13. turunu attı. Katılım yüksekti. Bu arada İstanbul’da bir Critical Mass girişiminin daha olduğu haberi geldi. Söylenenlere göre, Avrupa yakası bisikletlileri Bebek’te buluşup alternatif bir etkinlik düzenliyorlarmış. Habere sevindik. Biz Bağdat Caddesi Göztepe Parkı girişinde toplanırken, İzmirli bisikletlilerin de Konak’ta toplanmaya başladığını biliyorduk. Adana Critical Mass girişiminden haber almadık, umarım bisikletleriyle yollara düşmüşlerdir.
Critical Mass 06/10 yalnızca böyle güzel haberlerle gerçekleşseydi ne iyi olurdu. Öyle olmadı. Ne yazık ki, bu sefer Critical Mass buruktu. Nedenini yazmaktan hoşlanmıyorum: 17 Haziran günü kötü bir haber aldık. Bir bisikletli, Çağatay Avşar, antrenman yaparken öldürüldü. Olay yerinden gelen bilgilere göre, emniyet şeridine dalıp Çağatay Avşar’a çarpan, onu bisikletinden elli metre ileriye fırlatan sürücü büyük bir soğukkanlılıkla aracından inmiş, kanıt olabilecek her şeyi toparlamış ve kaçıp gitmiş. Çağatay Avşar’ın kaskı ve bisikletinin selesi olay yerinde bulunamamış. Kask, Çağatay Avşar'ın evinde de değilmiş. Onu tanıyanlar ne kadar temkinli bir bisikletli olduğunu, kasksız asla bisiklete binmeyeceğini söylüyorlar. Bir tahmine göre, katil, Çağatay Avşar’ın kaskını topladığı kanıtları koymak için kap olarak kullanmış. Sele de kaza sırasında fırlayıp aracın içine düşmüş olabilir. Sonuçta motorlu taşıt terörü bir can daha aldı. Bu sefer bir bisikletliyi canından etti.
Critical Mass İstanbul 06/10 bu nedenle biraz buruktu. Nilüfer’in hazırladığı pankartı açtık, bir iki cılız slogan attık. En azından, katılımcılardan olayı duymamış olanları haberdar etmiş olduk. Bu, Çağatay’ı da, onun gibi trafik terörüne kurban giden yaya ve bisikletlileri de geri getirmez elbette. Herhangi bir sorunu da çözmez. Karşımızda koskoca bir karayolu faşizmi ve ondan beslenen bir sürü iş alanı var. Karşımızda motorlu taşıt bağımlısı hasta insanlar, yola otomobille çıkarak katkıda bulundukları trafik tıkanıklığından şikayet eden şizofren terörist adayları var! ARAMIZDA DOLAŞAN KATİL SÜRÜCÜLER VAR!
Ne yapmalıyız? Bilmiyorum. Zaten var olan bir yürüyüş yoluna üç teneke mavi boyayla çizgi çizen ve sonra da Kopenhag’a gidip “Bin km bisiklet yolu yaptık,” diyebilecek kadar yüzsüzlüğü meslek edinmiş bir belediye başkanından nasıl bir hizmet bekleyebilirim? Üçüncü Boğaz Köprüsü gibi gereksiz olduğu ispatlanmış, yapılması için iki milyon ağacın katledileceği bir projeyi “Helikopterle gezip güzergah belirleyeceğim,” diye hava atarak dayatan bir başbakandan ne umabilirim? Bisikletlilerin bile aşamadığı tıkalı trafiğin içinde, önündeki bisikletlileri trafiği tıkamakla suçlayan, kullandığı otomobilin beygir gücünü kendi cinsel gücü zanneden sapık sürücülerle nasıl uzlaşabilirim?
Bilmiyorum. UMURUMDA DEĞİL! Ben pedal basmaya devam ediyorum.
Hamiş 1: Aydan Çelik’in yazısı
Hamiş 2: Dursun Caymaz’ın yazısı
Hamiş 4: CM İstanbul 06/10 fotoları
Hamiş 5: CM İzmir 06/10 fotolarıHamiş 6: Yazıya eklediğim fotoğraf Mehmet Ali Güzel tarafından çekilmiştir.


0 yorum:
Yorum Gönder