Bir koşu ıvır zıvırı eve bıraktım ve yola çıktık. Denizler'in evine vardığımızda Ayça'yı Çınar'a yeni kaskını taktırmaya çalışırken bulduk. Çınar hepimizin kask taktığını görünce ikna oldu. Sonra başladı herkesin bisikletine bakmaya. “Bu senin bisikletin mi?” “Bu Yıldıray'ın bisikleti mi?” Bu Ayça'nın bisikleti mi?” “Bu kimin kaskı?” “Şu kimin kaskı?”... Kendi koltuğu da pek ilgisini çekti. “Bisiklete bincez! Uçucaaaz!” Hemen bir deneme yapıldı; kilitlerin, kayışların kontrolü yapıldı ve bisikletler tek tek aşağıya indirilmeye başlandı. Apartmanın otoparkında yapılan deneme sürüşü Çınar'ın keyfini hemen yerine getirdi. Hiç yadırgamadı. Sanki doğduğundan beridir babasının arkasında bisiklette gezermiş gibiydi ufaklık.
Beklenen an geldiğinde hepimiz heyecanlıydık sanırım. Başlangıçta yüreğimin hop ettiğini itiraf etmeliyim. Kim bilir Ayça ne hissetti Çınar bisiklet üzerinde uzaklaşırken? Eh, fazla evhama da gerek yok. Sahile vardığımızda dört buçuğumuz da birlikte bisiklete binmenin tadını almıştık çoktan.
Çayırda çimende yuvarlanma faslını da bitirince Yıldıray yine yola vurdu kendini. Minik Kuş Deniz'in bisikletini ödünç almaya gitti. Biz geriye kalanlar da Göztepe Parkı'nın yolunu tuttuk.
Parka vardıktann sonrası çok keyifli... Critical Mass için bizden önce gelenler olmuş. Bekliyoruz, bekliyoruz.... İşte en sevdiğim görüntü: Sağdan soldan birer birer, üçer beşer gelen bisikletliler... Parkın içi ve kaldırım ikitekerin nikelajlarıyla ışıldarken, yolun karşısında beklediğim kişiyi görüyorum: Yıldıray'ın yanında, Minik Kuş Deniz'in ödünç alınmış bisikletiyle Cihan! Yıllardır görmediğim sevgili arkadaşım, Adana Critical Mass'in yegane üyesi...
Deniz ve Ayça ilk başta Çınar'la birlikte çıkmaktan endişeliler... Yıldıray onlara “iskambil etkisinden” söz etmiş. Biri devrilirse herkes devrilebilir. Onlar da yola çıkışı izlemek, Çınar'a bunca bisikleti göstermek istiyorlar. Bisikletliler artıyor. Fikirler değişiyor. Dostlar, grubun en sonunda biraz da olsa sürmek istiyorlar bisikletlerini.
Vakit geldi. Yola çıkılıyor. Koskoca Bağdat Caddesi bizim artık. Teker sesleri, pedal sesleri, zil sesleri, insan sesleri birbirine karışıyor. Ayça ve Deniz devam etme kararı alıyorlar. Çınar her zil sesinde bir gülücükle ödüllendiriyor beni. Elleriyle ya koltuğunun kolçaklarına, ya Deniz'in sırtına vurup tempo tutuyor. Sürekli konuşuyor, konuşuyor. Kim bilir neler anlatıyor... Daha da güzel olanı sadece Çınar gibi başka ufaklıkların da olması. İki ufak kız çocuğu daha var koltuklarında yolculuk eden. İki ufak oğlan da kendi bisikletlerini sürüyor. Bu, katıldığım en genç Critical Mass gezisi.
Bu aynı zamanda aylardan sonra ilk kez katıldığım Critical Mass... Geçen zamanda sayımız mı artmış ne? Yoksa ben öyle görmek istediğim için mi kalabalık göründü gözüme? Bu kalabalık yüzünden mi arabalar bu kadar sessiz? Aaa ne ilginç! Ne bir korna, ne bir höykürme. Ufaklıkları görenlerin yüzünde bir tebessüm. Acaba işin sırrı çocuklar mı? Yok, yok, değilmiş. Fenerbahçe'den sonra işin foyası çıkıyor ortaya. Bisikletine siren takmış gençmiş, motorlu taşıt sürücülerini susturan. Trafik yoğunlaşınca sevgili motorlular başlıyor gak gaklamaya. Caddebostan'a doğru dolmuşçular, hain dumanlar saçan iki katlı bir otobüs biraz sinir bozuyor.
Ayçalar'la Şaşkınbakkal'da vedalaşıp yine Bağdat Caddesi'ne dönüyoruz. Caddebostan'da da fire vermiştik; ama hâlâ çok kalabalığız. Kaldırımlarda yayalar yine alkışlarla destek veriyor. . Yıldıray eline kamerayla akrobasi yapıyor. Sonradan gördüğüm kimi görüntüleri bisiklet tepesindeyken çekmeyi nasıl başarmış, anlamadı.
İştahımız açıldı. Bu güzel bahar gününden mi, açık havada geçen saatler yüzünden mi, keyiften mi, yoksa bisiklete binmekten mi? Grup Kadıköy'e devam ederken, biz Göztepe'ye sapıyor ve eve dönüyoruz. Sırada keyifli bir yemek sofrası kurup günü değerlendirmek var. Aklımdan yazacağım yazının cümleleri geçiyor. İçimden şöyle diyorum: “Bugün, bir sürü balık toplanıp bindik bisikletlerimize. Karayolu Balıkları'nın en genci Çınar, ilk Critical Mass sürüşünü yaptı. Yüzlerce bisikletliyle bisiklete binme fikri Ayça ve Deniz'in ağzına bir parmak bal çaldı. Cihan misafir karayoluğu balığı olarak katıldı bize. Bugün karayolu balıkları koca bir sürü olup gezdi yollarda.”
Critical Mass İstanbul'un Facebook sayfasında istemediğiniz kadar çok fotoğraf var. Flickr'a yüklenen fotoğraflarsa burada...


Çok güzel bir yazı. Ellerinize sağlık. Bende ordaydım ve gerçekten sayımız artıyor!
YanıtlaSil