Dün, 12 Aralık 2009 günü, küresel ısınma “lavaboya kadar” gitmişti ve yerine baksın diye mevsim normallerini bırakmıştı. Ben, günün büyük bölümünü bisiklet tepesinde geçirmiştim. Küresel Eylem Grubu’nun düzenlediği “Küresel ısınmayı durdurun!” eylemine katılmak üzere İstiklal Caddesi’ne vardığımda asfalttan sıçrayan yağlı çamurla benek benek olmuştum.
Eylem, küresel ısınmaya dikkat çekerek şu sıralar Kopenhag İklim Zirvesi’nde iklim değişikliğinden bile çıkar sağlamaya çalışan, gücün karanlık tarafına çoktan geçmiş hırs köpeklerine “Pazarlık yapmayın, gezegeni kurtarın!” demek için düzenlendi.
Eyleme bir saat kala Tünel civarındaydım. Beklerken içim ısınsın diye Hacopulo Pasajı’na gidip Mustafa Amca’da çay içtim. Eskiden olsaydı gider çayımı Narmanlı’da içerdim. Ne yazık ki Narmanlı Han başına gelecekleri beklerken çaycısından da oldu.
Eylem saati yaklaşınca kalktım Tünel’e gittim. Beş, bilemedin altı kişilik bir topluluk dışında henüz kimse yoktu. İçtiğim çaylar içimi ısıtmıştı ama dışıma bir etki yapmamıştı. Başladım titremeye. Ne zamandır böyle üşümemiştim.
İnsanlar, bu soğukta haklı olarak, tam da eylem saatinde Tünel Meydanı’na geldiler. Farklı oluşumlardan herhalde yüz elli kişilik bir yaya topluluğu oluştu. Ben katılımın daha yüksek olacağını ummuştum. Sanırım insanlar “yağmur ıslatıyor” diye gelmediler. Yürüyüş başlamadan az önce sırtında boru çantası ve çantanın içinde dönüşümlü kağıttan dövizleriyle Dağlı geldi. Hemen döviz hazırlamak isteyenlere kağıt ve kalem verdi. Onun peşinden Lütfi geldi. Taksim Meydanı’na kadar tüm yürüyüş boyunca Lütfi’yle yan yanaydık. Sloganlardan ve benim öttürdüğüm düdükten kalan fırsatlarda sohbet ettik.
Bu eylemde iki slogan çok hoşuma gitti. İlki “Yaşasın türlerin kardeşliği!” Asıl bomba olansa “Hepimiz kutup ayısıyız!” Bu son slogan Lütfi’yle aklımıza bir soru getirdi: Acaba eşcinseller bir eylem düzenlese kaç insan “Hepimiz eşcinseliz!” diye bağırır. İkimiz de “Herhalde kimse bağırmaz,” dedik. O sırada bize kulak misafiri olan bir hanım “Korkmayın, bağırın!” diyerek bizi cesaretlendirmek istedi.
Slogan atarak, gürültü yaparak Taksim Meydanı’na kadar yürüdük. Neyse ki hareket edince üşümem geçti. Yerine, her fırsatta öttürdüğüm düdüğün bıraktığı kulak çınlaması geldi…
Bu yazıda kapak meselesine değinmiyorum, herkes kendini biliyor. Ayrıca bu ukalalığa devam edersem bir gün kapakların en haşmetlisiyle buluşacağımdan endişe ediyorum. 

“Yaşasın türlerin kardeşliği!” - türcülük(speciesism)
YanıtlaSil-http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrc%C3%BCl%C3%BCk
-http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=speciesism
"Türcülüğün reddinin pratikteki kaçınılmaz sonucunun vegan, ya da vejeteryan yaşam şeklinin tercih edilmesi olduğu düşünülmektedir"
CEVRECİMİSİNİZ?
http://www.hayvanozgurlugu.com/news.php?extend.333
http://newstandardnews.net/content/index.cfm/items/3956
Linklerle gelen bilgiler için teşekkür ederiz. Çevreci miyiz? Biz öncelikle karayolu balığıyız. Yani çevresini önemseyen, ona özen gösteren, çevre meseleleri hakkında bilinç geliştirmeye çalışan sıradan bisikletli insanlarız. Çevrecilere yakınız lakin bizi "söylediğimizin değil yaptıklarımızın" tanımladığını unutmuyoruz ve yaşam pratiklerimizin adımızın önüne çevreci sıfatını koyabileceğimiz düzeye henüz gelmediğini düşünüyoruz.
YanıtlaSilgüzel blogunuza sımsıcak bir merhaba bizden.sevgiler
YanıtlaSil:) bizden de size koca bir merhaba...
YanıtlaSilMerhaba Serpil, hoşgeldin :)
YanıtlaSil